May
29





2010 – 2011 sezonu şampiyonlar ligi şampiyonu “kardeşlik”

Author emreurlu    Category Futbol, Galatasaray     Tags 29 Mayıs, 2011    

Takım olmak; arkadaş olmaktan öte dost olmayı gerektirir, belki kardeş olmayı. Egolardan sıyrılmak gerekir takım olurken; bunu başarırsan yaptığın şey aslında tarih yazılırken tarihe yön vermektir.

Barcelona’lı futbolcular dün akşam Manchester United ile oynadıkları final sonrasında kupa töreninde mart ayında kanser rahatsızlığından dolayı ameliyat geçirmiş Eric Abidal’e verdiler kaptanlık pazubandını. Abidal’in gururu ve sevinci bitene kadar ise hiç yaklaşmadılar yanına. Bunun adı sadece jest değil. Bunun adı kardeşlik.



May
29





nereye kadar yanlı ve yandaş yayın?

Author emreurlu    Category Futbol     Tags 29 Mayıs, 2011    
Galatasaray taraftarı Selçuk İnan transferine sevinirken, transfer haberini yapan Ntvspor ve Hürriyet yine ortalığı karıştırdı. Aynı gün Fenerbahçe, 7 + 2 milyon euro bonservis bedeli ve futbolcuya vereceği 1.8 milyon euro/yıl ücret ile Karabük’ten Emenike transferini açıkladı. Ligin son haftalarında Emenike’nin Fenerbahçe maçında sahaya çıkmamasıyla başlayan süreçte, Niang ile şampiyonluk görüntülerinin ortaya çıkması ve sonrasında yüksek bir bedelle transferinin açıklanması tartışmaları alevlendirecekken; Selçuk gibi kendini ispatlamış ve üst düzey yarar sağlayacak bir futbolcunun Galatasaray’a transferini olduğundan çok fazla bir bedelle açıklamak hangi kafanın hareketidir? İki taksit halinde 1.2 milyon euro ile beraber 2 milyon euro/yıl ve 15.000 euro/maç bedel alacak futbolcu (200 maç oynayacağı varsayılsa toplam bedel 14.2 milyon euro oluyor) Ntvspor’da 18 milyon euro olarak, Hürriyet’te ise 21 milyon euro olarak haberi  yapıldı. Transfer bedelinin olduğundan yüksek olarak kafalarda yer etmesini sağlamak, gündemi değiştirmenin yanında futbolcunun şimdiden  baskı altına alınmasını sağlamak gibi ucuz tetikçi hesaplar dışında bir anlam taşımıyor.  Borsaya açık bir şirket olmasından dolayı transferi kamu aydınlatma platformuna bildirmesi gereken Galatasaray’ın bu rakamı olduğundan az bildirdiği haberini suç olmasına rağmen rahatça yayınlayanlar neye güveniyorlar? Hepsinden öte bu yayını yaparken neyi amaçlıyorlar? 
Türkiye’de futbol kamuoyunun %70ini oluşturan kısım futbolu gazete ve televizyonlardan takip ediyor. Bu oranı hiçbir bilimsel kaynağa dayanarak vermiyorum yani tamamen atıyorum. Çok büyük ihtimalle bu oran çok daha fazladır. Bu kamuoyunu yönlendirmenin ne kadar önemli olduğunu söylemeye gerek yok. Frank Rijkaard’ın geldiği ilk sezondan itibaren artarak devam eden ve artık bunun adına rahatça Galatasaray düşmanlığı denebilecek bir durum var Ntvspor ve Hürriyet’te. İnce satır arası ayarlarıyla, yapılan haberlerdeki kullanılan görsellere kadar tarafsızlığını yitirmişlerdir. Yanlı ve yandaş yayınları ile ilgili her gün yeni bir rezalet yaşanıyor.
Bunun bir çok kanıtı var, daha iki gün önce Selçuk transferine karşı tutundukları durum ile Fenerbahçe’nin Serdar Kesimal transferini duyurma şekilleri arasındaki fark her şeyi anlatıyor. Burda Serdar Kesimal’ı kötüleme amacım yok, ancak aşağıdaki örnekte bir miktar paradan kasıt 4.5 milyon euro. Buna ek olarak 2 futbolcu bonservisi ile ve Okan 2 yıl kiralık olarak veriliyor. Yani bu bedel bilinçli bir psikoloji oluşturma çabalarında olduğunun net bir göstergesidir. 
Daha bu ne kadar sürecek bilmiyoruz ama sabırların taştığı bir gerçek. O yüzden hala #nontvspor, hala #nohurriyet!


May
29





Selçuk İnan Galatasaray’da

Author emreurlu    Category Futbol     Tags 29 Mayıs, 2011    

Her sezon yükselen bir performans ile mevkisinde Türkiye’nin en iyileri arasına giren Selçuk İnan artık 5 sezon süreyle Galatasaray’ın oyuncusu. Galatasaray’ın uzun zamandır yetersiz olan ve artık rakiplerine göre çok problemli durumdaki orta sahasına Türkiye’den alınabilecek en iyi ismi bonservissiz olarak alması, üstelik Avrupa kupalarına katılamıyor olmasına rağmen çok önemli bir başarı. Yanına eklenmesi gereken daha bir çok isim var ama Selçuk’un vereceği yarar tartışılmaz üst seviye olacaktır. Selçuk İnan Galatasarayımıza hayırlı olsun.


May
29





İlk transfer Johan Elmander

Author emreurlu    Category Futbol     Tags 29 Mayıs, 2011    

Galatasaray’da transfer hızlı başladı bu sezon. Son 10 sezonda hiç olmadığı kadar atak ve ciddi bir giriş oldu. Resmi olarak 1 Haziran 2011’de açılacak olan transfer sezonunun ilk haberi  Johan Elmander oldu. 1981 doğumlu Johan Elmander, bir Adnan Polat yönetimi transferidir. Ancak tabii ki yeni yönetim ve teknik kadronun onayıyla kadroya katılmıştır. Orta sahanın ofans tarafı asıl mevkisi ve gerekirse ileri uçta da oynayabiliyor. Takımda 9 numaralı formayı giyecek. Sarı – kırmızıya hayırlı olsun.
 
peki bu fotoğrafta Fatih Terim’in keyfi bir tek benim gözüme mi çarpıyor?



May
29





Emperor is back – Revolution

Author emreurlu    Category Futbol     Tags 29 Mayıs, 2011    

1996 yazında İngiltere’de yapılan Avrupa Şampiyonası öncesinde bir ülke futbolu adına bir devrim yapıldı olağanca patırtı ve gürültü eşliğinde. Bir ülke yıllar süren aşağılık kompleksine inat, tek yürek tek yumruk birleşmiş şekilde bir grup adamın peşine düşmüştü. “Onurlu mağlubiyetlerin”, “yenildik ama ezilmedik” günlerinin sonu geliyor gibiydi. Tarihinde ilk kez makus talihine ve üzerine biçilen role inat bir başkaldırı yapıyordu koca ülke. Bu başkaldırının komutanı Fatih Terim’den bir başkası değildi. 
        1991 yılında Akdeniz oyunlarında ikinciliği, 1993 yılında ise şampiyonluk alınırken Türk futboluna çağ atlatacak nesili yakalamıştı imparator. Aynı nesil ile Türk futboluna çağ atlatan Avrupa şampiyonluğunu yıllar sonra  2000 yılında Galatasaray başında iken Uefa kupasını kazanarak yaşattı. Herkesin konuştuğu motive etme yetisi yanında; teknik direktörlüğü boyunca vazgeçmediği oyun alanı merkezinin “topun bulunduğu yer” kabuluyle ön bölgede en uçtan itibaren başlayan yoğun pres, “en iyi defansın hücum etmek” ve “topun bizde kalması” felsefesinden vazgeçmemesi başarısının anahtarı oldu. 
Fatih Terim’in bir dönem Milan teknik direktörlüğüne kadar gelmesi ancak sonrasında yaşadığı düşüş kariyerine bir sekte vurdu. Bunda 2. Kez geldiği Galatasaray’da geçirdiği dönem çok büyük etkendi. Daha sonra başına tekrar geçtiği milli takımı 2008 Avrupa şampiyonasında 3. oldu. Ancak 2010 dünya kupasına katılamamış olunması bu görevden ayrılmasına sebebiyet verdi.
                Fatih Terim kariyeri ve oynattığı futbol açısından sadece Galatasaray’ın değil Türk futbolunun da hedef çıtasının yükselmesine sebebiyet vermiştir. Bugün Avrupa kupalarında 2. Tur ötesini göremeyen bir milletin Avrupa şampiyonluklarının rahatça hedef koyabilmesinin sebebi başında olduğu ekibin yaşattığı başarılardır. Tabii ki bu başarılar onu eleştirmemeyi getirmez ancak sınırı ve haddi olmalıdır. İnsanların eleştirilerinin birleştiği ortak nokta; Fatih Terim’in egosunun mahkumu, öğrenmeye kapalı  ve değiştirilemez,  inatçı, dediği dedik yani diktatör yapısıdır. Fatih Terim’i takımın başına getirmesiyle Ünal Aysal yönetiminin vizyonunu bu noktada eleştirenler Galatasaray’ın içinde bulunduğu durumdan bihaber olanlardır benim gözümde. Özgüveni diplere vurmuş, takım olmayı bırak arkadaşlığı bile kuramamış, bölünmüş ve dağınık, aynı futbol dilini konuşmayan, disiplinin ve otoritenin, kontrolün yerinde rüzgarlar esen  futbolcu topluluğunun oluşturduğu Florya’nın toplanabilmesi için; her yandan ve her yönden hakkının savunulamadığı, futbolcuları hakkında ithamların rahatça yer aldığı basına karşı yeşil sahada da dik durabilecek ve futbolcusunun önünde kalkan olabilecek, futbolcuların unuttuğu şahsiyetli mücadeleyi yeniden başlatabilecek, ülke futbolunu ve dinamiklerini iyi tanıyan, en başta Galatasaraylı, tüm camianın – yeni nesil bir kısım FM düşkünü, Avrupa futbolunun elit klavye başı hayranları dışında – üzerinde birleştiği başka bir isim düşünülemezdi. 
Peki Fatih Terim neden sezon ortasında Fenerbahçe deplasmanı öncesinde göreve gelmedi? Neden o zaman konu Galatasaray iken gerisi teferruat değildi? Çünkü o dönem oluşturulan ortam Adnan Polat’ın klasik efsanelerin isimlerini kullanarak, tıpkı Skibbe gönderildiğinde Bülent kaptan’ında harcandığı gibi bir gaz alma operasyonuydu. Fatih Terim’in istediği ortam sunulmadı, futbol şubesi yine Adnan Sezgin ve Murat Yalçındağ altında hocaya emanet edilmek istendi. Fatih Terim net olarak istediği çalışma ortamının oluşturulamayacağını görerek ve bu ortam altında istediklerini yapamayacağını bilerek ve belirterek bu görevi almadı. O dönem her ne kadar – eksik bilgimle – kızsam da kendisine şu anda hak veriyorum. Zira eğer görevi alsaydı Galatasaray büyük ihtimal daha yeni yeni toparlanmaya başlıyor olurdu ve muhtemelen basın ve taraftar şu anda Fatih hocanın üzerindeydi. Bu sezon sonunda yeni bir takım için oluşturulacak güveni ve cesareti kırmanın yanı sıra camianın birlikteliği yine sağlanamamış olacaktı. Bu süreçte Adnan sezgin ile yaşayabileceği potansiyel konular ise ekstrası. Tam bu nokta da o gün görevi alan Gheorghe Hagi’nin bir kere daha deli cesaretli bir kahraman olarak elini taşın altına koyduğu için bir Galatasaray taraftarı olarak teşekkür ediyorum. 
İlk Fatih Terim döneminde ortaya çıkan amiyane tabirle yeniçeri ocağının; yoldan çıkması futbol takımının mevcut durumunun en büyük sebeplerinden biri olarak gösteriliyor. Fatih Terim, verdiği demeçlerin birinde söylediği; “eskiden genel çalışma ortamı oluşturup en son takıma konsantre olurdum ama şimdi her şeyi tersten yapıyorum, bu sefer ilk olarak takımdan başlıyoruz” cümlesi, Küçüğün köşesinde bahsettiği toplantıda hocanın geçmişin tersine öğrenmeye ve yeni bilgiye ve tavsiyelere açık tavrı, görüntülerde ve ses tonundaki heyecan benim gibi bir çok Galatasaray taraftarını ümitlendiriyor. İmparatorun yukarda bahsettiğim oyun kurgusunu oluşturmak adına kondisyonu çok iyi, yardımlaşmanın en üst sevide olduğu, mücadelenin en iyisini verecek, topun bizde kalması adına iyi bir pas trafiği oluşturacak bir takım oluşturacağı aşikar. Ve Florya’da eskisi gibi arasında eşlerin ve çocuklarında olduğu bir aile ortamı çok yakında kurulur. Türk futbolcuyla yabancılar ortak saygı, disiplin ve otorite altında buluşup ortak bir amaç uğrunda bir arada futbola odaklanacaklardır. Bu da birlikteliği ve dostluğu, takımdaşlığı getirecektir. 
Sahada mücadele eden futbolcularından önce ekibiyle birlikte maçı defalarca kafasında oynayan, maç anında futbolcularından fazla mücadele eden, adeta saha kenarında maçı yaşayan Fatih Terim’in Galatasaray’da her zaman ve hiç kimsenin sahip olmadığı kadar kredisi vardır. Tüm taraftarlar olarak görevimiz onu kötü niyet beslemeden eleştirmek, başarısızlık durumlarında saldırmamaktır. Üzgünüm ama aradığınız futbol devrimi vs daha sonraki zamanlarda tekrar denenecektir. Öncelik elimizdeki futbolcu kalitesinin iyileştirilmesi, hatırlanması gereken Galatasaray büyüklüğünün hatırlatılması, ve unutulmaması gereken artık ayağa kalkmamız gerektiğidir. Zaman küçük düşünme zamanıdır. Yazının başlığı “revolution” devrim anlamından öte, Fatih hoca’nın 3.gelişine dem vurma.  Ama bu geliş, başka. Hayırlı olsun!


       

Kategoriler

Son Yazılar

Etiketler

İstatistik

  • Site İstatistikleri :
    • 69 Yazılar
    • 92 Etiketler
    • 28 Yorumlar
    • 7 Linkler
    • 4Kategoriler
    • 1 Link kategorisi
Toplam 14 Sayfa1234567891011121314